"Demokrasi, Elestiri, Üslup"

 

Demokrasi, bir ülke halkinin kendi kendini yönetmesi ola­rak tarif edilir. Demokrasinin besigi eski Yunanistan'dir. Zaten demokrasi, Yunanca'daki demos (halk) ve kratos (iktidar) sözcüklerinin bilesiminden olusmustur.

Eski Yunanistan'da bir kent ve çevresinden olusan kent devletlerinde yasalarin yapimina, seçme hakki olan halkin tümü katilirdi. Dogal olarak halkin tümünün katildigi yasama faaliyetine, diger bir deyimle halkin dogrudan yönetime katilmasina, kent devletlerindeki nüfusun azligi elveriyordu.

Her politik ve sosyal olay gibi demokrasi de uzun bir evrimlesme yasadi. Ilk çag Yunanistan'inda kadinlar ve kölelerin oy kullanma haklari yoktu. Eski Roma'da da plebler yurttas sayilmadiklari için oy kullanamiyorlardi. Burjuvazinin sinif olarak ortaya çiktigi dönemde seçilme, belli miktarda vergi ödeme kosuluna bagli tutulmustu. Sinif esasina bagli kisitlamalarin yani sira, irk, din ya da deri renginin getirdigi kisitlamalari da görmek mümkün.

Demokraside evrimlesmenin en belirgin yani, kitlesel olarak genislemedir. Günümüzde demokrasinin uygulandigi ülkelerde istisnalar daralmistir. Tabii tüm bunlar kolay olmadi. Demokrasi tarihi, ayni zamanda uzun ve kanli bir mücadelenin de tarihidir. Bugünkü demokratik haklar, milyonlarca insanin ugruna kanini akitmaktan çekinmedigi insanligin ortak kazanimlaridir.

Demokrasiden genis kitlelerin yararlanmasi, nüfustaki artis gibi nedenler, eski çaglardaki dogrudan yönetime elvermiyordu. Demokrasi, dogrudan yönetimden temsili yönetime dogru evrimlesti. Artik halk, belli dönem için seçtigi temsilcilere yasama ve yönetme yetkisini veriyor.

Temsili demokraside seçim, önemli bir denetim mekanizmasi olmakla birlikte, basli basina yeterli degildir. Diyelim ki dört ya da bes yilda bir kullanila biliniyor. Bunun yeterli bir denetim araci oldugu söylenemez. Bu nedenledir ki demokrasiler, günlük denetim mekanizmalari gelistirmistir. Bunun basinda da elestiri gelmektedir. Halk, basin, yayin, gösteri yürüyüsleri, boykot, grev, pasif direnis gibi demokratik kurumlar araciligiyla hem yönetimi ve hem de yönetime aday olanlari elestiri süzgecine tabi tutuyor.

Elestiri, günümüz demokrasisinin en önemli ve vazgeçilmez unsurudur. Demokrasiyi, halkin yöneticilerini ve yönetime aday olanlari özgürce elestirdigi bir yönetim biçimi olarak da tarif edebiliriz. Demokrasinin teminati olan ve basin, söz, düsünce, toplu gösteri, örgütlenme gibi birçok demokratik hakki da bünyesinde toplayan elestiri hakki, yerinde kullanildiginda etkin olur, amacina ulasir.

Elestiri uluorta yapilan bir sey degildir. Her sey gibi belli kurallari vardir. Elestiride gerçege dayanma, kisilik haklarina saygi ölçüsünü elden birakmama, baskalarinin da bizi elestirme haklarinin oldugunu, bizim disimizda da gerçeklerin var oldugunu akildan çikarmamak gerekir. Her seyden önemlisi elestirinin iyi bir üslupla sunulmasi gerekir.

Bu genel açiklamalardan özgüle, Kuzey Kürdistan'daki ulu­sal kurtulus mücadelesine geçerek bazi önermelerde bulunmak istiyorum.

Ulus olarak yogun bir ulusal kurtulus mücadelesi yasiyoruz. Henüz bir devletimiz yok. Devletimizin olmayisi, toplumumuzun demokrasiye olan ihtiyacini ortadan kaldirmiyor. Aksine bizim herkesten çok demokrasiye gereksinimiz var.

Kürt ulusu, dünyada sömürge statüsünde yasayan en büyük ulustur. Çagimizda adini bile belki hiç duymadigimiz bir çok ülke, klasik sömürge olmaktan kurtuldugu halde; Kürdistan, en agir sömürge kosullarini yasiyor, Kürt halki bu zilletten kur­tulmanin onurlu mücadelesini her parçada veriyor.

Sömürgeci baski altindaki Kürt halkinin, bir bütün olarak özgürlük ve kurtulustan çikari vardir. Bu gerçek olmakla birlikte, bunca büyük bir toplumda degisik çikarlarin varligi da bir gerçektir. Bu gerçekten hareketle, toplumun degisik sinif ve katmanlarinin çikarlarini gözeterek ya da degisik ideolojilere göre örgütlenmesi dogaldir. Nitekim Kuzey Kürdistan'da çesitli sinif ve ideolojileri temsil ettigini iddia eden bir çok siyasal örgüt var. Var olan örgütlerin, savunduklari sinif ve ideolojileri gerçekten temsil edip etmediklerinin elestirisini bir yana birakalim; ben çogulculugu zenginlik saymaktayim.

Toplumumuzda, Hevgirtin-PDK gibi kendi içinde de siyasal çogulculugu benimsemis siyasal örgütlenmelerin varligini, bu zenginligi daha da artirici öge olarak görmekteyim. (1)

Yukarida bizim demokrasiye herkesten çok gereksinimiz oldugundan söz etmistim. Bu, öylesine gelisigüzel söylenmis bir söz degildir. Ulusal demokratik haklari için mücadele veren Kürt halkinin, demokrasiye herkesten çok sahiplenmesinin gerekliligi yaninda, tarihsel gerçekligimiz de bunu öngörmek­tedir. Bilindigi gibi Kürdistan, tarihi boyunca büyük istilalar yasamistir. Büyük Iskender, Bizans, Arap, Selçuk, Mogol, Osmanli, Fars, Rus istilalarini yasamistir. Bugün de dört sömürgeci devletin istilasini yasiyor. Tüm istilacilarin ortak karakteri; asiret, din, mezhep ve tarikat ayriliklarini körükleyerek hükümranliklarini sürdürmek olmustur. Böl ve yönet politikasi neredeyse bizim "kaderimiz" haline gelmis. Böl ve yönet politikasi, Kürdistan'in özgür ve bagimsiz olmasini engelledigi gibi, halk içinde derin düsmanlik tohumlari da ekmistir. Otantik halk türkülerimizin çogu, asiret kavgalarini anlatir. Birbirimize olan düsmanligimizi, türkülerle nesilden nesile aktaririz. Kürdün Kürde olan kini, ne yazik ki düsmana olan kininden çogu kez agir basiyor.

Siyasal yapimiza, ayni ölçüde olmasa bile, bu karakterin yansidigini görmek mümkündür. Bu güne dek örgütler arasindaki yarismada karalama, sövme, baski ve giderek adam öldürmenin birer yöntem olarak kullanilmasinin baska açiklamasi olamaz. Bu gerçekligimizi saklamanin hiç bir yarari yoktur. Türk devleti bu gerçekligimizden yararlanmayi çok iyi biliyor. Bu halkin içinden, ulusal kurtulus mücadelesi veren gerillanin dört misli kadar köy korucusu çikarabilmistir. Bazi asiretleri tümden kendine yandas kilabilmistir. Devlet yandasliginda, çikar iliskileri, baski, devrimci hareketlerin yanlis taktikleri yaninda; ulusal karakter haline gelmis olan ve geçmisten devralinan iç düsmanlik, asiretlerin birbirleri üzerinde üstünlük kurma emelleri, düsmanin bu duygulari gidiklamasinin da hesaba katilmasi gerektigi inancindayim. Bizzat bir toplumun demokrasiye olan gereksinimi yaninda, istilaciligin böl ve yönet politikasinin Kürtler üzerinde yarattigi olumsuz özelligin üstesinden gelmenin de aracidir demokrasi.

Görünen o ki dünya, büyük ölçüde çogulcu demokrasilerin egemen oldugu bir çagi yasayacak. Kürt halki, bugünden yarina böyle bir yasam biçimini hedefledigini açik seçik ortaya koymalidir. Kürt sorununu enternasyonalize etmenin, dünya demokratik güçlerinin destegini saglamada, çogulcu demokrasi konusundaki düsünce önemli bir hususu olusturuyor. Tabii her seyden önce Kürt halki, ço­gulcu demokratik toplum biçimini kendisi için istemelidir. Ona uyan toplumsal model de budur.

Henüz uluslararasi ve iç hukuk açisindan siyasal bir statüye kavusmadigimizdan; konumuz, siyasal örgütlerin birbiriyle iliskilerinde, kendi içlerinde ve halkla iliskilerinde demokrasiyi isletmeleri olacaktir.. Bunun basinda birbirimizin varligina karsilikli saygi, uygarca iliski ve ayriliklarimizla birlikte yasamasini bilmek geliyor. Ulusal kurtulus mücadelemizin baska bir seçenege tahammülü yoktur. Yoksa devamli düsmanin degirmenine su tasiriz..

Ayri örgütlenmelerin varligi, dogal olarak siyasal yarismayi da beraberinde getirir. Ayrilik, siyasal yarismanin varlik nedenidir. Bu, elestiri gibi demokrasinin vazgeçilmez bir unsurunu da beraberinde getirir. Ne elestiriden ne de elestirilmekten korkmamak gerekir. Elestiri gelismenin, yenilenmenin, yanlislardan arinmanin dinamigidir. Elestirinin olmadigi yerde, yagcilik, sahtecilik, aldatma, aldanma, kendini asla yanlis yapmayan kadir-i mutlak görme gibi sapkinliklar ortaya çikar. Bunlardan kaçinmanin yolu, gerçekten demokrasiye inanmak, onu hayatin her alanina egemen kilmaktir.

Elestiri sorununda üsluba da deginmek isterim. Türkiye'deki politikanin üzerimize biraktigi kötü bir miras var: Elestiriden, yalniz baskalarinin yaptiklarini elestirmeyi anliyoruz. Türk siyasal partilerine bakin! Kürt sorunu, üniter devlet ve misak-i milli disinda, birinin ak dedigine digeri kara der. Bunun elestiriyle ilgisi yoktur. Eger elestirdigin konuyla ilgili kendi çözüm önerilerini de ortaya koymamissan, yaptigin elestiri, kuru bir elestiri olmaktan öteye gitmez. Kimse de kulak asmaz. Ama somut çözüm önerileriyle birlikte elestirini sunar, gerçeklesmesi için de mücadele edersen elestirin anlam kazanir. Elestiri ve aramizdaki siyasal yarisi, somut siyasal çözümler üzerinde yogunlastirmayi, elestiri için elestirmekten, papaz gibi nasihat vermekten vazgeçelim. Ulusal kurtulus mücadelesinin kisir tartismalara degil; siyasal ve toplumsal projeleri tartismaya, projeleri yaristirmaya ihtiyaci var.

Elestiride önemli bir husus da, siyasal literatür içinde kalinmasidir. Buna da pek dikkat ettigimiz söylenemez. Elestiriden anladigimiz; elestirdigimizi yerden yere vurmak, onu imhaya yönelmektir. Bu da Türk politikasinin, özellikle de Türk solunun bize biraktigi kötü bir mirastir. Bundan süratle kurtulmak gerekir. Elestiri sinirlarini asan, tahribata yönelen "elestiri", elestiri olmaktan çikar. Düsmanin özel harp teknigi olarak çokça uyguladigi, kadrolari ve siyasal örgütleri siyasal olarak imha planina hizmet eder. Bir mücadelenin sahip oldugu en degerli sey yetismis kadrolardir. En zor yetisen sey de deneyimli kadrolardir.

Birbirimizi elestirecegiz. Ayarliklarimizi, yanlislarimizi halkimizin önünde tartisacagiz. Ama insafli ve siyasal literatür içinde kalinarak. Yoksa elestirimiz ne denli hakli olsa da bizi haksiz konuma düsürür. Diyalektik düsünce yönteminin bize ögrettigi bir dogru vardir: Yanlis bir biçim içinde sunulan dogru yanlistir.

 

 

RUSEN ARSLAN

 

Bu makale HEVDEM'in Subat 1994 tarihli 5. sayisinda yayinlanmistir.

 

[1]Hevgirtin-PDK Programi. Sayfa:26 Partinin niteligi